Perşembe, Eylül 16

Karayolları vs Ex


Şehirlerarası yolculuk yapmak iyi, hoş da; bu yolların hali ne, anlamak mümkün değil..
Yollar zaten berbat, o kadarını anladık;
Ama tam da 'Daha kötüsü olamaz' derken bi bakıyosun tam da üzerindesin.

Bu Karayolları da tıpkı Eski Kızarkadaşım gibi;
Öyle bi oyun oynuyolar ki insana,
Nispeten daha iyi bi yola çıkınca (ki bu bile normale göre berbat aslında), şükrediyosun..

Bu haftaki Yol Anısı Fotosu herşeyi anlatıyo zaten,
Fazla söze gerek yok.

Salı, Temmuz 6

Ardından..


Bir yakınını kaybettiğinde dört aşamadan geçer insan. Kaybedilenin, gidenin ardından ilk gelen inkardır. 'Ölmedi' dersin. Öldüğüne inanamazsın.
İnkar yerini kabullenmeye bıraktığında isyan girer devreye. 'Neden?' sorusuyla başbaşa kalırsın. 'Her ölüm erkendir' der karşına oturanlar.
Üçüncü devre matemdir. Bu dönemde işin eğitimini almış olanlar hayata sağlıklı devam edebilmek için dibine kadar yaşamayı tavsiye ederler hüznü..
Dördüncü ve sonuncusu özlemdir. O, sen yaşadıkça peşinden gelir. Özlersin, hatırlarsın, rahmetlinin cebini ararsın, açmaz, yine özlersin..
İlk üç aşamayı mutlaka yaşarsın da, sonuncusu değişir. Gidişi de kendi gibiyse eğer; adice, yersiz ve zamansız, mateminle yetinirsin.
Aslında kimsenin sana bunu yapmaya hakkı yoktur, bilirsin. Giden bilmez ama sen bilirsin.
Ve işte sırf bu yüzden, özlemez de söversin..

Pazartesi, Temmuz 5

2010 FIFA Dünya Kupası



4 yıllık bu büyük bekleyişin ardından, maçlar hakkında değil de, 'Vuvuzela' hakkında yazıyorsam, yorumu size bırakıyorum..
Fotoğraftaki arkadaşım, sözüm sana :
O Vuvuzela götüne girsin!!



Not : İngiltere 4 yiyince gözlerimin dolduğu, ağlamaklı olduğum doğrudur.